Türkiye’de Başarı Diyince

200534363-001Birçok kez deneyimleme şansım oldu, Türkiye’de başarı diyince şimşekleri üzerinize çekersiniz. Herkesin başarı tanımı farklıdır çünkü, yazdığım hemen hemen her yazıda her kesimden eleştrilere maruz kaldım. Bir çoğunda maalesef yapılan işin kıskanılması başroldeydi, yorumlardaki kelimelerden bunu anlamak hiç zor olmuyordu.

Ercüment Büyükşener’i yazdım, o da bir şey mi dediler, Ahmet Alp Balkan diye bir genç var -ki röportajı yapana kadar tanımıyordum, bir kere sohbet etmişliğimiz yoktu- 19 yaşında şu yazılımları yapmış dedim topa tuttular. Marro.ws projesini yazdım, tutmaz dediler. Bir çoğu kötü niyetli yapılan yorumlardı ve eleştiriden yoksundu.  (Eleştirinin tanımı: Bir kişi, eser ya da konuyu doğru ve yanlışlarını göstererek anlatmak amacıyla yazılan kısa metin) Ben yazmaya devam ettim kendime göre başarı hikayelerini. Herkesten Çağlar Erol olmasını beklemek ne derece mantıklıydı, özellikle 20′li yaşlarının başındaki gençlerden?

Bu yazıyı şunun için yazdım: Eğer birgün bir meyve verirseniz, kesinlikle taşlanacaksınız. Hazırlıklı olun. Agresif olmadan nedenini sorgulayın, uzun sürmeden anlayacaksınız. Hak vermeyeceksiniz ama anlayacaksınız.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
  • 31 October 2009 at 07:28 Barış Özharputlu
    "Hak vermeyeceksiniz ama anlayacaksınız." kesinlikle haklısın üstad.
  • 31 October 2009 at 08:10 zeynep
    bizim milletin en belirgin özelliklerinden biridir zaten taşlamak. Mazallah biri iyi bir şey yapmaya görsün, dünyanın en işe yaramaz kişilerinden biri oluverir çıkar. İş alışıncya kadar. Önce tepki göster sonra sev mantığı ile işliyor her şey bu memlekette. Eğer o eleştiriler karşısında hala dimdik ve yoluna devam ediyorsan o zaman pes edip seni kabulleniyorlar ve baş tacı yapıyorlar.
  • 31 October 2009 at 08:28 Uğur Özmen
    "Türk cehennemi" diye fıkra boş yere çıkmamış... Önceden "buralara" gelenler, "biz geldiğimizde buralar dutluktu" diyenler, "buralara sizi sokmam" diyenler... Aklına ve eline sağlık Hasan... Dediğin gibi, onları bil... Ama umursama... Kervan yürür...
  • 31 October 2009 at 08:37 Hasan Basusta
    Teşekkürler Hocam :) Fıkrayı bilmeyenler için: http://www.fikra.gen.tr/index.php?sayfa=mektup&fikra_no=2069
  • 31 October 2009 at 08:47 Ahmet Alp Balkan
    Çok teşekkürler hocam, başrolü iyi tespit etmişsiniz. Belki de Türkiye'den uzaklaşmak, Türkiye'ye kulak tıkamak gerek bu tip gürültülerden uzak durmak için. Bazı web girişimcilerinin yaptığı gibi, başarılı bir yöntem olmalı.
  • 31 October 2009 at 08:59 Hasan Basusta
    Ahmet, gürültden uzak durmak için Türkiye'den uzaklaşmak kesinlikle doğru tercih değil, en azından olmamalı.
  • 31 October 2009 at 09:02 Deniz Gür
    Güzel bir yazı olmuş. Soğukkanlılığı korumak gerekir sanırım bu gibi durumlarla karşılaşıldığında. Ama bu da sanırım girişimcinin tutkulu doğasına aykırı bir durum. ( :
  • 31 October 2009 at 09:03 Uğur Özmen
    Ahmet, interaktif ortamlarda zaten mekan sınırı yok. Görgümü, bilgimi artırmak için gideceğim dersen, eyvallah. Lakin görmemek, duymamak için gitmeye gerek yok. Gereksiz kişileri bloklarsın, aldırmazsın... Olur biter.
  • 31 October 2009 at 09:31 Hasan Basusta
    Ya da sosyolojik gözlem yapmak istersen kimseyi bloklamaz, kimin hangi durumda neden o şekilde davrandığını analiz etmeye çalışırsın.
  • 31 October 2009 at 10:17 Ahmet Alp Balkan
    Uğur hocam peki o güne kadar arkasında duran, ona destek çıkan bütün arkadaşlarını sebep bile söylemeden Twitter'da FriendFeed'de blocklayıp Amerika'ya Avrupa'ya vs gidip Türkleri elinin tersiyle itenlere ne demek istersiniz? :) Evet aramızda yaşıyorlar.
  • 31 October 2009 at 10:42 Uğur Özmen
    Ahmet, o da bir seçim. Kendini bulma çabası... Destek olmak gerek. Belki bulabilir.
  • 31 October 2009 at 10:43 Uğur Özmen
    Hasan'ın yazısını ve verdiği linklerdeki diğer yazıları okuyunca, çoktandır yazmak istediğim bir konuya değindim. http://ugurozmen.com/blog/yasamin-icinden/yorumlamak-anlamak ve http://friendfeed.com/ugurabi/d7e893e6/yorumlamak-anlamak
  • 31 October 2009 at 10:43 vanadu (uğur)
    Türkiye'de hiçbir başarı cezasız kalmaz. beğenmezük tavırlar da cabası...
  • 31 October 2009 at 10:47 Rahmi Vidinlioğlu
    Bu ülkede başarılı olan insanı tahtından indirmek çok zordur, çünkü başarılı olmanızın önündeki en önemli engel çevrenizdeki saldırganlardır. İlk kitabım yayımlandığında 23 yaşındaydım ve kitabım yayınlandığında en ağır eleştirileri kendi arkadaş ve dost sandığım insanlardan aldım. Hepsi aynı şeyi söylüyordu "Satmaz!", "Hayal dünyasındasın!" Aradan 5 sene geçti... O insanlara dönüp baktığımda ya da haklarında bir şeyler duyduğumda sadece gülüyorum. Ben onun üzerinden çok yol kat etmişken onlar bulundukları konumu bile koruyamamışlar.Baltalayan insan en yakın dostunsa bile hemen ilişkiyi keseceksin. :)
  • 31 October 2009 at 10:49 Burcu Tüzün
    Her kelimesinin altina imzami atmak isterim
  • 31 October 2009 at 10:49 Rahmi Vidinlioğlu
    Bu ülkede başarı "diğerlerine rağmen" elde edilir! Her alanda geçerli bu!
  • 31 October 2009 at 10:52 Alemsah Ozturk
    Cok düsünmemek lazım baskalarını , hedefini düsünmek ve odaklanmak gerek ;)
  • 31 October 2009 at 10:55 emresezgin
    Hasan, çok güzel bir yazı olmuş ellerine sağlık
  • 31 October 2009 at 10:56 Serhat Gürcü
    Aslında anlaşılmayacak bir durum yok ortada. Başarı genellikle sıradışılıkla ilgilidir. İlla sıradışı yeteneklere sahip olmanız gerekmez, yaptığınız şey ortalamadan uzakta biryerdedir. Dolayısıyla sürüden koparsın, "herkese ve herşeye rağmen" gibi bir sürece girersin. "Ortalama" güruh okları göndermeye devam edecektir elbet ama hedefine odaklandıysan ve yeterince güçlüysen göğüs gerersin, başka da şansın yoktur zaten. Bu arada extra bir başarı varsa ortada o güruh arkandan gelir gücünün kaynağı olur bazı durumlarda
  • 31 October 2009 at 11:06 Alemsah Ozturk
    @Serhat ;) aynen! Ben başarıyı sıradışılıkla değil disiplinle daha çok bağdaştırıyorum. Karar verdiğin konuda bıkmadan, durmadan çalışabilme yeteneği ... Başarılı kişileri başarılı yapanın bu olduğuna inanıyorum...
  • 31 October 2009 at 11:08 Serap Yilmazer
    Herşeyden önce özgüven
  • 31 October 2009 at 11:45 Cahit Akın
    Taşlanacaksınız, çünkü vasati kırk çöp elinde kalıyor hayat!
  • 31 October 2009 at 13:11 Umut Gökbayrak
    Bu Türk cehennemi fıkrasının gerçek hayatta sahne alınışına yıllardır sıklıkla denk geliyorum. Hasan Başusta'nın çok çok güzel özetlediği gibi, artık "Hak vermiyorum ama anlıyorum" ve artık çok da fazla umursamıyorum. Taşlanıyorsam, doğru yolda olduğumu anlıyorum. :) Bu, az gelişmiş davranış modelinin, kültürümüzde yüzyıllar öncesine dayanan bir geçmişi var. Toplumsal bir psikoloji bozukluğu durumu söz konusu.
  • 31 October 2009 at 13:13 Erinç Aşıcıoğlu
    taşlamak eskide kaldı şimdi linç ediliyo
  • 31 October 2009 at 13:15 Umut Gökbayrak
    @erinc önemli bir başarı elde edeceğine inandığın bir iş yapıyorsan, başarının sonrasında taşlanacağını ve linç edileceğini de göz önüne almak lazım. Belki de buna uygun savunma mekanizmalarını baştan koyabilir ve hatta belki de bu seni yok etmeye çalışan insanların ilkel çabalarını bedava reklam amaçlı bile kullanacak stratejiler geliştirebilirsin.
  • 31 October 2009 at 13:20 Erinç Aşıcıoğlu
    @umut yaklaşımın güzel saol önerin için.
  • 31 October 2009 at 13:53 Veysel Keleş
    bu tür davranışlardan bir an önce sıyrılabilsek zaten ne güzel olacak. Ayrıca ülkemizdeki her soruna ve bazı kültürel değerlerimize bakarken "ekonomi"nin bunlar üzerindeki müthiş etkisini görmezden gelemiyorum. Mesela bu tür yıkıcı yorumlar (eleştiri demiyorum) tamamen o yorumu yapan kişilerin rant kazanma çabasından geliyor ve bu da ekonomik olarak geri dönüşüm sağlayacağı düşünülüyor ya da bilinçaltımızda var. bilmem ne dersiniz. bu sadece bu konuda vermiş olduğum bir örnek. bu "ekonomik" durumun daha bir çok şeyde etkisi olduğunu da söyleyebilirim, mesela türk mutfağında ekmeğin önemi nerden geldiği gibi
  • 31 October 2009 at 14:59 Aybüke ALTINÖZ
    "Eğer birgün bir meyve verirseniz, kesinlikle taşlanacaksınız" Elinize sağlık...
  • 31 October 2009 at 18:06 Hasan Basusta
    Tüm yorum yazanlara teşekkür ederim, çok değerli bir tartışma olmuş.
  • 01 November 2009 at 07:58 Hasan Basusta
    Uğur Hocam da, bu konu ile ilgili şöyle yazmış, kesinlikle okumaya değer: http://ff.im/aNzNa
  • 05 November 2009 at 08:14 aysegulyuksel
    çok güzel bir yazı , çok doğru tespitler :) tebrik ederim.
  • 05 November 2009 at 08:31 Hasan Basusta
    Teşekkür ederim Ayşegül.
  • 05 November 2009 at 08:34 Goktug Oguz
    çok öz olmuş... tebrikler.
  • 05 November 2009 at 09:10 Hasan Basusta
    Teşekkürler Göktuğ :)
  • 05 November 2009 at 10:46 OzlemHoscan
    Ralph Waldo Emerson’un yıllardır buzdolabımın üzerinde asılı duran ve çoğunuzun da bildiğini düşündüğüm harika bir tanımı vardır başarı için. Der ki; başarı, sık sık gülmek ve çok sevmektir; akilli insanların saygısını ve çocukların sevgisini kazanmaktır; dürüst eleştirmenlerin onayını almak; sahte dostların arkadan vurmalarına dayanmaktır; güzeli sevmektir; herkesteki en iyiyi bulmaktır; karşılık beklemeyi hiç düşünmeden kendiliğinden vermektir; geride ister sağlıklı bir çocuk, ister kurtarılmış bir ruh, ister bir parça yeşil bahçe, ister iyileştirilen bir sosyal durum bırakarak dünyanın iyileşmesine katkıda bulunmaktır; gönlünce eğlenmek ve gülmek; kendinden geçerek şarki söylemektir; tek bir kişi bile olsa,birinin sizin varlığınızdan ötürü daha rahat nefes aldığını bilmektir; iste bu basarili olmaktır. Mesele sadece Türkiye’de var denebilir mi, yoksa evrensel mi emin değilim aslında, eleştiri yapıcı maksatla yapıldığında ya da yapıcı algılandığında şüphesiz ki gerekli ve faydalı ama biz insanlar, bir diğerinin başarısına...
  • 05 November 2009 at 10:51 zeynep
    nefis bir yorum Özlem... ralph waldo nun notunu saklayacağım ben de
  • 05 November 2009 at 11:13 Hasan Basusta
    Sık sık baktığım harika bir tanımdır Özlem, ben teşekkür ederim :)
  • 05 November 2009 at 11:31 Enes TAYLAN
    bence başarılı olanların bunca lafa maruz kalmalarının asıl nedeni milletçe bir eziklik psikolojisi içerisinde olmamız maalesef. Eğer Türkse yapamaz gibi bir anlayışımız var. yani bireysel kıskançlıktan ziyade biz topluca bir şey yapamayız sen de yapamazsın ben de yapamam o da yapamaz anlayışı. ve bu oyle bir eziklik ki laf kısmında gurura dönüşüyor. insanlar biz ezik değiliz kendimizle gurur duyuyoruz diyorlar ama onun da nedeni eziklik aslında. bilinçaltındaki ezikligimizi ustumuze gelindigi zaman reddetmemiz... onemlı olan mılletce bu eziklikten kurtulmamız bence. kıskançlık kaynaklanan bir taşlama durumu degıl yani.
  • 05 November 2009 at 12:01 Berkin Bozdoğan
    Herkese vuruyorlar. Vurulmayı hak etmeyenler yok mu? Elbette var. Ama... Bahsettiğiniz kişiler değil. Ne yaparsanız yapın, aradan sıyrıldığınız anda size de vuruyorlar.
  • 05 November 2009 at 16:26 Hasan Basusta
    Yerden yere vurulmayı hak edenler sadece art niyetli olarak bir işe başlamış kişilerdir. Onun dışında ortaya bir çaba koyan herkes takdiri hak eder benim gözümde.

Add a comment on FriendFeed




2 Yorum

teknoloji_tasarımEkim 31st, 2009 17:50

Richard Bach’ın martı isimli kitabını hatırlayın ltf. sınırlanırını zorlayıp en yükseğe çıkabilmenin bedeli anlaşılmamak, dışlanmaktır. Hatta başarıya ulaştığınızda sizi yerden yere vuracaklar.. Bunların hepsi, sizi savuran ve kısa süreli dengenizi bozan bir rüzgardır. KANAT ÇIRPMAYA DEVAM.. GÖKLER SİZİ BEKLİYOR

[...] This post was mentioned on Twitter by Mustafa Duran, Hürol Öztürk. Hürol Öztürk said: Liked "Türkiye’de Başarı Diyince" http://ff.im/-aMr8t [...]

Yorum Yapın

Mesajınız