Eğer bir fark yaratmak istiyorsanız bunu diğerlerinin yaptığından çok az daha iyisini yaparak yapamazsınız. Yaratıcılığınızı kullanarak tamamen farklı bir şey yapmalısınız. Bu yanda gördüğünüz Vodoo Donut gibi.
Vodoo Donut Amerika’da son zamanlarda çok popüler hale gelmiş bir küçük bir Donut Dükkanının son derece yaratıcı ürünü. Bu Donut size çubuğu ile birlikte veriliyor ve siz bu çubuğu Donut’ın kalbine sapladığınızda içinden böğürtlen reçeli akıyor. Pek hoş olmasa da interaktif ve kreatif.
Eğer yeni bir Donut dükkanı açacaksınız Dunkin Donuts’tan % 5 kaliteli ve %3 ucuz olarak piyasaya girerek bir yere varamazsınız diyor “Made to Stick”in yazarı Dan Heath. Tamamen katılıyorum. Bambaşka bir şey yapmak lazım. Yandaki gibi, çok düşünmeden, çok vakit harcamadan. Basit ve eğlenceli.
Punk Marketing pazarlamada farklılık yaratarak nasıl başarı elde edildiğini örneklerle anlatan çok sevdiğim bir kitap. Kitaptaki örneklerden birisi Harry Potter markasını ön plana çıkartacak bir taktiğin nasıl uygulandığını şöyle anlatıyor:
Dördüncü kitap “Harry Potter ve Ateş Kadehi” Temmuz 2000′ de hem İngiltere’ de hem de Amerika’ da aynı anda piyasaya sürüldü. Öncesinde kitapçılara, medyaya, halka hatta Harry’ nin kendisine bile çok az bilgi verilmişti.
Kitabın hikayesi ile ilgili hiçbir şey yayınlanmamıştı; kapak bile gizli tutulmuştu. Rowling, kitap çıkmadan önce hiç röportaj yapmadı, hatta kitabın ismi bile uzun süre açıklanmadı. Satıcılar, lansmana kadar kitapların paketlerinde tutmak için çok ciddi emirler almışlardı ve çoğu ambargo kalkar kalkmaz satışa başlamak için mağazalarını gece yarısında açtılar. Öyle Yıldız Savaşları tadındaydı ki!
Daha sonraki lansmanlar da aynı şekilde yapıldı. Ancak plana, resmi satış gününden önce Kanada’ daki bir kitapçıda ” Oh!, Çok özür dilerim” diyerek 14 kopya Harry Potter ve Melez Prens kitabı satılması gibi birkaç taktik eklenmişti. Bugün, Harry Potter markasının değeri 1 milyar dolardan fazla ve utangaç Rowling İngiltere’ deki en zengin, medya için en vazgeçilmez kadınlardan biri yaptı.
Punk Marketing ( 2007 basımı) değerin 1 milyar Dolara ulaştığını söylese de Ali Atıf Bir Hürriyet’ teki yazısında bu imparatorluğun 5 milyar Dolara ulaştığını söylüyor. Bu başarıyı da şöyle açıklıyor: Harry Potter yaratıcılarının kompleksleri yok. Ürünlerini bir marka gibi görüyorlar ve bugün marka konusunun çocuk edebiyatı dahil yaşantımızın her anını derinliğine etkilediğini kabul ediyorlar. Harry Potter’in başarısı 5 milyar dolarlık başarısı da çok dahice tasarlanmış etkili pazarlama yönetimine dayanıyor. Pazarlama akademisyeni ve Harry Potter hayranı Stephan Brown’da oturmuş Harry Potter’ın pazarlama ve markalama sihrini derinliğine incelemek için“Harry Potter’ın Marka Sihri“ isimli bir çalışma yapmış. Harry Potter’ın modern pazarlamanın en büyük örneklerinden biri olduğunu bir bir anlatmış. Ortaya her pazarlamacının okuması gereken mükemmel bir “modern pazarlama ve markalama”kitabı çıkmış. Brown kitabında şöyle bir cümleye yer veriyor: “Bugün markalaşmanın kalbinde müthiş bir sihir yatıyor. Ve bu sihir öncelikle bir öyküyle başlıyor. Ve bu öyküyü iyi anlatmakla…” Brown’a tüm kalbimle katılıyorum.. Markalaşmayı da anlamak her şeyden önce insan yaşamında öykülerin ve öykü anlatmanın sihrini anlamaktan geçiyor. Bir de bunu bizim yazarlarımız anlayabilse!
Ali Atıf Hocamın cümlesini tekrar ediyorum: Harry Potter’in başarısı 5 milyar dolarlık başarısı da çok dahice tasarlanmış etkili pazarlama yönetimine dayanıyor. Buna çoğumuzun piyasaya sızdı, lansmandan önce bilgiler gizlice elde edildi gibi safça inandığımız ama aslında marka kontrolünde olan casusluk haberleri ve dahice yapılan gerilla uygulamaları dahil.
Pazarlama dersinde hocamız sormuştu: Kaç kişinin Kodak fotoğraf makinası var? Hiç kimse el kaldırmadı. Hocamız ekledi: Bundan 30 sene önce herkesin bir Kodak makinası vardı. Koca koca şirketlerin ellerindeki avantajı nasıl dezavantaja çevirdiklerini – değişimi nasıl yönetemediklerini – duydukça hep bu hikayeyi hatırlarım.
Eğer Bu Bloğu beğeniyorsanız, lütfen bir dakikanizi ayırıp 2009 Blog Ödüllerinde oy verin. Project House Reklam – Pazarlama Kategorisinde oy vermek için buraya tıklayabilir ve bir dakika içinde kayıt olarak, oyunuzu kullanabilirsiniz. ( Sayfanın en üstüne bakın) Kazanmak, kazanmamak önemli değil, tüm oy verenleri görüp, sizinle bir kahve organizasyonu yapmak, tanışmak, görüşmek istiyorum. Tarihi yakın zamanda beraber belirleriz
Daha once aklima gelen reklam fikirlerden birini Sutas’a gonderdigimi yazmistim burada. Yolda giderken sürekli dönen beton mikseklerinin Sütaş Ayran’ ın “Çalkala” konseptine ne kadar uygun olduğunu anlatmış, eğer böylesine kullanılmayan bir yeri, reklam alanı olarak seçerlerse bunun son derece yaratıcı ve değişik bir yaklaşım olacağından bahsetmiştim. İsmail’ in internette denk geldiği yukarıdaki resimde bunun uygulamasi yapılmış. Photoshop da olsa hoşuma gitti, belki yakında gerçeği de yapılır
Tony Alessandra Platinium Rule seminerinde harika bir örnek veriyor: ( Golden Rule dediği altın kural ” insanlara / müşterilerinize kendinize davranılmasını istediğiniz gibi davranın” felsefesine dayanıyor. Platinium Rule ise bunun bir adım ötesine geçerek, insanlara onların istediği gibi davranın felsefesine… )
Bir fast food restoranının çoğu şubesi sorunlarla baş edemez hale gelmiş. Ve CEO olaya el koymuş: Tüm şubelerde kasanın yanında kendisine direk bağlı bir telefon koydurtmuş. Ve üstüne şöyle yazdırmış: Eğer bu restoranda sorununuz hemen çözülmezse, direk bana bağlanın, ve sorununuz CEO tarafından çözülecektir. Vee, CEO bir tek bile şikayet telefonu almamış. Çünkü çalışanlar, müşteriniyi telefonun ahizesini kaldırırken görünce üzerine atlayıp sorunları kökten çözmeye başlamışlar.
Güney Kore’den mükemmel bir trafik ışığı denemesi. Lazerle projeksiyon yapılan sanal insanlar. İşin içine şıklık, zerafet ve yaratıcılık katılmış, güzel bir şekilde harmanlanmış. Böyle projeler gördükçe, o kadar ilham alıyorumki. Aynen böyle, daha önce Dünya’da hiç yapılmamış bir ŞEY tasarlama tutkum tavana vuruyor. ( Springwise’ tan)
Sticker’ in altından tadına bakabileceğiniz bir üzüm suyu. İnanılmaz derecede kuralları yıkan bir reklam, dergide yayınlanan bir reklam bu kadar güzel olabilirdi. ( Farketing’ den )
1982' de doğdum. İstanbul ve Marmara'dan sonra İngiltere' de Pazarlama okudum. Blogumda 2006 yılından beri Yaratıcılık, Pazarlama, Reklamcılık ve Tasarım konularında "Değişik Düşünce'lerimi" paylaşıyorum. Bana hasan (at) hasanbasusta (nokta) com adresinden her zaman ulaşabilir, daha fazla bilgi için "buraya" tıklayabilirsiniz.